Enflasyon nedir? Enflasyon ve Türkiye

Enflasyon nedir? Enflasyon ve Türkiye

          Öncelikle enflasyonun ne olduğunu tanımlayarak yazımıza başlayalım. Enflasyon, birbirinden farklı olan ürün ve hizmetlerin toplam fiyatının aylar itibariyle olan artışını ifade eder. Kısaca paranın alım gücünün gittikçe değer kaybetmesidir de diyebiliriz. Özellikle yaşadığımız şu günlerde ne yazık ki enflasyonun etkisini oldukça fazla hissediyoruz. Örneğin bir markete gittiğimizde her zaman aldığımız ürünün aydan aya, hatta günden güne fiyatının arttığını görüyoruz.

          Enflasyon oranı Türkiye’de her ay TÜİK tarafından açıklanmaktadır. TÜİK bu oranı dijital bir havuz sayesinde bulur. Farklı ürün ve hizmetlerin fiyatları kullanım oranına göre bir dijital havuzda toplanır, bu havuzun aylar içindeki değişimine bakılarak enflasyon oranı bulunur. Enflasyonun artması ürün ve hizmetlerin fiyatının artış hızının artması anlamına gelirken enflasyonun düşmesi ise bu fiyat artış hızının düşmesi anlamına gelir. Ancak unutulmamalıdır ki enflasyonun düşmesi fiyatların düştüğü anlamına gelmez, enflasyonun düşmesi bize sadece enflasyon oranının artış hızının düştüğünü gösterir. Fiyatlar genel seviyesinin düşmesine ‘’Deflasyon’’ denir.

          Enflasyonun başlıca 3 ana sebebi vardır. Bunlar:

  • Talep enflasyonu: Toplam talepte yaşanan bir patlama durumunda mal ve hizmet arzının bu patlamaya ayak uyduramamasıdır. Örneğin, Merkez Bankası’nın 2021 yılının son 4 ayında faiz kararını indirmesiyle düşen konut kredileri tüketiciyi konut almaya yönlendirmiş ve böylece konut talebinde bir patlama yaşanmıştır. Ancak bu talep patlamasına karşın arzın sabit kalması konut fiyatlarının artmasına neden olmuştur.
  • Maliyet enflasyonu/ Arz enflasyonu: Üretim sürecinde kullanılan girdilerin maliyetinin sürekli olarak artmasıdır. Üretim faktörlerini emek, sermaye, doğal kaynaklar, girişimcilik oluşturur, bunların bedellerindeki marjinal artış üretim maliyetlerini arttırınca bu artış fiyatlara yansır ve böylece enflasyona neden olmuş olur. Ham madde, petrol kaynaklarında yurtdışına bağlı ülkeler, o ülkelerde yaşanan doğal afet, savaş vs. gibi nedenlerden dolayı meydana gelen bir fiyat artışı yurtdışına bağlı ülkenin maliyetlerinde de artışa neden olur.
  • Para arzı: Ülkelerin Merkez Bankası tarafından basılan para miktarının ileri düzeyde artması, enflasyonu oluşturan bir başka sebep olarak karşımıza çıkar. Genellikle bütçe açığını kapatmak için para basımı arttırılır. Örneğin, 1.Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılan Almanya’nın savaş sonrasında ortaya çıkan bütçe açığını kapatmak için sürekli olarak para basması ve bunun sonucunda ‘’hiperenflasyon’’ un ortaya çıkması.

 

          Enflasyonu türlerine ayırdığımızda ortaya 3 tür enflasyon çıkar, bunlar:

  • Ilımlı enflasyon: Enflasyon her zaman kötü bir şey değildir. Gelişmiş ekonomilerde yıllık bazda %1-5 dolaylarında seyreden enflasyona ılımlı enflasyon denir. Gelişmiş ekonomilerde daha fazla ücret alan tüketici, finansal özgürlüğe ulaşabildiği için rahatlıkla istediği şeyleri alabilme şansına sahiptir. Bu fazla talep ise ılımlı enflasyona neden olur.
  • Yüksek enflasyon: Enflasyon oranının yıllık bazda %6’dan yüksek olduğu enflasyon türüne yüksek enflasyon denir.
  • Hiperenflasyon: Enflasyon oranının aylık bazda %50 ve üzerine çıktığı durumlarda görülür. Çok tehlikeli olan bu enflasyon türünün sebebi yukarıda da bahsettiğim gibi bütçe açığını kapatmak için sürekli olarak para basmaktır.

Enflasyonu iyice tanıdık, peki enflasyonla mücadele etmek için hangi yollar kullanılır ve bu yolların etkileri nelerdir?

          Enflasyonla mücadele etmek için iki farklı politika mevcuttur.

  • Maliye politikası: Enflasyonla mücadele etmek için sıkı maliye politikaları gereklidir. Toplam talebin toplam arzdan fazla olduğu bilindiği için arz talep dengesinin sağlanması gerekmektedir. Bu dengeyi sağlamak için ya arzın arttırılması ya da talebin düşürülmesi gerekir. Enflasyon oranının yükseldiği dönemde vergiler arttırılır, kamu harcamaları azaltılır. Türkiye’de maliye politikası Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından uygulanıp yürürlüğe konulur. 
  • Para politikası: Sıkı para politikaları sayesinde enflasyon artış hızını düşürmek de mümkündür. Sıkı para politikası demek faiz oranının yükseltilmesi demektir. Para politikasını uygulama ve yürütme görevi, ülkelerin Merkez Bankalarına aittir.  Merkez Bankaları politika faizlerini arttırarak piyasadaki faizlerin artışına sebebiyet verir, bu sayede toplam talep oranının düşmesi ve piyasa para arzının azalması sağlanmaktadır. Aynı zamanda para arzının azaltılması demek dolarizasyonu önlemek de demektir. Bu durumda ülke para biriminin, yabancı para birimi karşısında değer kaybetmesine son verilir.

Enflasyon ve Türkiye

          Enflasyonun ne olduğunu, sebeplerini, çözüm yollarını söyledik. Peki Türkiye’nin durumu nasıl ve çözüm açısından neler yapılıyor?

          Enflasyon özellikle son zamanlarda Türkiye’de herkesin dilinde olan bir kelime olmaya başladı, çünkü tüketiciler yakın zamanda ağır bir biçimde fiyat artışına tanık oluyor. TÜİK tarafından açıklanan son 3 ayın enflasyon oranlarına baktığımızda; 2022 ocak ayında %48.69, şubat ayında %54.44, mart ayında %61.14 gibi yüksek verilerle karşılaşıyoruz. Bu oranlar daha da artacağa devam edeceğe benziyor. Bu yüksek oranlı enflasyonun sebepleri arasında siyasi iktidarın izlediği yanlış politika, küresel oranda yaşanan problemler (Covid-19), Rusya-Ukrayna savaşı gibi çeşitli seçenekler vardır.

          Türkiye’de döviz kurları enflasyonun en önemli sebeplerinden birisidir. Ne yazık ki üretim girdilerinde ithalata mahkûm bir ülkeyiz (Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle ithal edemediğimiz buğday sebebiyle ekmek fiyatlarının artması). Üretim girdilerinin çoğu ithal olunca herhangi bir sebepten dolayı artan maliyetler tüketiciye yansıtılıyor ve tüketici de -geliri aynı olmasına karşın- bu yükün altından kalkamıyor. 2022 asgari ücrete yapılan büyük zam tüketicinin bu yükünü biraz olsun hafifletti ancak sonraki aylarda fiyat artışının devam etmesi, enflasyonla mücadelede ekonomik yolların tercih edilmemesi sebebiyle tüketicinin belini bükmeye devam etti. Bu doğrultuda ortaya 2. Bir asgari ücret artışı tartışmaları ortaya çıktı. Enflasyona sadece maliye politikalarıyla müdahale etmek doğru bir davranış değildir, aynı zamanda para politikaları da etkin olarak kullanılmalıdır.

          Enflasyonun arttığı şu günlerde kamunun harcamalarını arttırmaya devam etmesi, Merkez Bankasının sürekli olarak faiz indirimine gitmesi ne yazık ki enflasyon sorununa çare olmamakla birlikte daha da zarar veriyor. Unutulmamalıdır ki bir ekonomide en önemli şey istikrardır.  Ve bu istikrar güçlü bir irade gerektirir. Piyasaya güven veren, belirli bir program dahilinde ilerlemeden enflasyonu düşürmek mümkün olmayacaktır. Şu anki durumda enflasyonla yeterli düzeyde mücadele edilmezse ”hiperenflasyon” riskiyle karşı karşıya kalacağız gibi gözüküyor.

         

Paranın tarihi

Akuaponik Sistemler Nedir?