Deli Deli Tepeli Kulakları da Küpeli: Caligula

Herkesin zalim İmparator olarak bildiği Roma tarihinin en deli İmparator’u; Caligula! 

İşin aslına bakacak olursak; daha birkaç gün önceye kadar ismini duyduğum an titreme geliyordu. Ne cesarettir bilmem -deli cesareti var ya ondan!- anlık bir kararla bir Netflix belgeseli olan Roman Empire isimli üç sezonluk mini bir belgesel dizisine başladım. Normalde Polisiye – Suç – Gerilim ne bileyim efendim Katil – Uşak – Cellat dediğin an geri durduğum bir durumken Roman Empire belgeseli karşıma çıkınca içimden bir izle onu, izle onu diyen sese engel olamayarak açtım ve başladım izlemeye. Daha birinci dakikasından on yaşında ki çocuğa kılıç eğitim veren babayı yanında da oyun sahası olarak savaş meydanlarını gördüğüm an dedim ki; “Ben bu yaşta görsem deliririm! O çocukcağız nasıl akıllı kalsın? Hayır akıllı kalıyorsa bir sıkıntı vardır!’ diye düşündüm. Böyle içim bir titredi ama içimde ki Türk olmanın verdiği dram severliğe engel olamayarak devam ettim. 

Ne yapalım biz de acıdan besleniyoruz?

Ben böyle güzel güzel izlerken aniden karşıma pat diye o dönemin imparatoru Tiberius çıktı. Caligula’nın çocukluğu savaş alanlarında dahi geçse ne kadar tatlıysa Tiberius’da o kadar aksiydi benim hislerime göre ki daha üçüncü dakikadan varis olan herkesin sevgilisi, Roma Ordusunun Komutanı Germanicus’u öldürmesin mi? Öldürmedi!

Açık söylemek gerekirse kendi elleri ile öldürmedi. Yaverine dedi ki; “Gel Yaver, şu Germanicus gözüme çok batıyor git öldür onu! Ama çaktırma benim ettiğimi alırım kelleni.” dedi yolladı sağ kolunu oraya öldürttü adamı. Hani bu devirde babana bile güvenmeyeceksin diyorlar ya? Aslında hiçbir devirde güvenmeyeceksin.

Neden mi?

İzle iki Roma Tarihi belgeseli, gör orada ki entrikayı, kaosu da; bak bakayım güvenebiliyor musun çevrendekilere? Şahsi söylemek gerekirse bırak çevreyi üst üste iki günde hiç aralıksız izlediğim belgesel sayesinde ben kendime bile güvenmeyi bırakıyordum da ucundan döndüm desem inanır mısınız?

İnanırsınız!

İşte Germenicus’da, Tiberius’a inandı güvendi, sınırları genişletti de genişlettti. Hazineyi doldurdu da doldurdu! E, ne mi oldu? Bir sükatsta kurban gitti. Caligula’nın yaşı yanlış hatırlamıyorsam en fazla on civarlarındaydı babasının ölümünü gözlerinin önünde gördüğünde.

Caligula bunu daha tam atlatamadan annesi Yaşlı Agrippina ortalığa fitne ateşini verince Tiberius dehşete düştü bu sırada, Tiberius’da oğlunu varis yapmayı düşündüğünden rahat tabi. Ama halk Tiberius’u sevmiyor ki oğlunu sevsin? Germenicus onlar için bir kahraman! Eh hal bu olunca İmprator gözdesi olmak isteyen yaver pıtı pıtı Tiberius’un yanına gelip dedi ki; “Benim kelleyi bırak onları alalım sana iş çıkmasın bak çok seviyor halk bunları. Gel yaver sözü dinle.” dediği an Tiberius emri verdi. Yaşlı Agrippina kızlarla birlikte sürgüne gönderildi. İki abiden birinin anında kellesi alınırken bir küçüğü zindana kapatılıp daha sonra öldürüldü. Ve Caligula ise Tiberius’un annesi Livia’nın yanına ev hapsine gönderildi.

Tiberius bekliyor ki biraz daha sefa süreyim sonra dinlenirim tahtta, malda mülkte oğluma kalır. İşte tam da bu sırada Tiberius’un oğlu bilinmeyen bir sebepten hık gitti. Kaldı mı Tiberius varissiz! Ben dedim ama o an izlerken; “Ya Tiberius efendi, yetimin hakkı sana mı kalır? Aha olur oğlun böyle canından!” dedim dedim de. Beni nasıl duysun bilmem kaç yılında ki adam. Duymadı tabi ki! O takılmaya devam etti yine kendi kendine ama alttan alttan bir korku geliyor tabi!

Varis demek, koruma altında olmak demek sonuç olarak!

Bu sırada Tiberius’un oğlu ölünce adam daha yasını tutamadan bu yaver yalaka yaver yine geldi pıtı pıtı; “İmparatorum üzülmeyin yapın beni varis olsun bitsin!” demesin mi? Tiberius dedi ki; ‘Aha benim kelle koltukta! Çalıştır oğlum Tiberius kafayı! Ama böyle yoğun (!) saray işlerinden de çalışmıyor ki kafa en iyisi bir inzivaya gideyim iki uyku çekeyim düşünürüm!” dedi kendi kendine ver elini Capri diyerek karadan uzakta olan bir ada olan, Capri adasına gitti.

Ama adaya gitti de öyle iki tahta bir çubukla kafa dinlediğini düşünmeyin. Şimdi biz göçebe yaşamdan gelmiş bir milletiz. Sonradan şaşanın kralı oldu bizde de ama huylu huyundan derler yani. Ama bu Roma öyle mi? Yaptırmış adanın kenarında ki uçurumun kenarına bilmem kaç odalı sarayı sefa sürüyor içinde. Sefa sürüyor da bir yandan da konuk da ağırlıyormuş önceden lakin sevmediğine vuruyormuş tekmeyi atıyormuş uçurumun dibinde ki kayalıklara.

Neyse… Tiberius bırakıp gitti Roma’yı öyle başıboş. Senato ne yapsın? Ne yapacak kendi cebini doldursun! Halk sinirli, öfkeli! Başlarında İmparator yok, işler düzgün gitmiyor, varis yok, sonları ne olacak belli değil. (Belli de aslında onların haberi yok daha bizimle tanışmadılar ya ondan.)

Tiberius düşünüp dururken aklında şimşek çaktı, zelzele koptu, dağ dağı, taş taşı oynattı ve ışık yandı. Germanicus’u öldürdü, sülalesini de katletti ama birini hatta bıraktı ya. O da kim ola ki? Aha! Bizim Caligula!

Çağırdı yaveri dedi ki; “Koş bana tez elden getir Caligula’yı.” dedi. Yaver de emredersiniz İmparatorum dedi ama tekrar hatırlattı. Dedi ki; “Bak ben yerine geçerim. Bir varis ata beni gör.” dedi ama düşüneceğim diyen İmparatora bir şey demese de içten içe atarlandı tabi. Ergen o da ne yapsın? 

Şimdi tüm bular oluyor bitiyor da Caligula ne yapıyor? Ne yapsın zavallım 10 yaşındayken çıktığı basamığın üzerinden izlediği dışarıyı şimdi normal basarak izliyor ama işte tek fark bu. Caligula’nın cam önünde ki çocukluk hali, dışarıyı özlemle izlemesi ile uzun yıllar geçti ve 13 yıl ev hapsinde kalan Caligula, 27 yılında İmrapator Tiberius’un emri ile çıkan isyanlar sonucunda saklandığı Capri adasına götürüldü. Tabi yolda kafasında trilyon tane düşünce var.

“Yav bu adam beni bu zamana kadar yaşattı. Ha öldürdü öldürecek derken öldürmedi. Geldik bu yaşa bu yaştan sonra mı alacak kelleyi? Yoksa tekmeyi vurup yuvarlayacak mı? Yahu bu yaştan sonra da elelemin maskarası olduk!” Diye düşünüp dururken Tiberius Caligula ve torununu sınava tabi tuttu. Ha bugün ölürüm ha yarın ölürüm derken bir baktı varis atanmış, bir baktı imparator olmuş. Sonrasında ise tabiri caizse Roma 7 ay kadar altın dönem yaşamış. Ardından verilen zehirle hummaya tutulup komaya girerek uyanamayan Caligula ile umutları kesmişken ansızın uyandı. 

Uyandı ama ne uyandı!

Koskoca İmparator bildiğin deli deli tepeli kulakları küpeli Caligula olmuş.

Çocuk yaşından beri yaşadıklarına bir de kardeşlerini yanına toplaması ile annesi gibi fitne tohumucusu olan Genç Agrippina’nın fitneleri derken yaşadığı ensest ilişkilerden, sapkın zevklere, pervasız tavırlardan, hileli kazançlara, tehditten, saçma yasaklara kadar hepsi ardı arkasına gelince. Kendisi Roma Tarihinin deli ve korkulan hükümdarı CALİGULA olarak geçti.

Şimdi bu kadar şeyden sonra yaptıkları hoş görülmez, hafife alınmaz tabi ama yine de onun açısından bakınca akıl sağlının yerinde bir süre de olsa kalması bile bir mucize. Ardı arkasına gördüğü ölümler onun kabusu olmuş resmen ki delirdikten sonra amcası Claudius’un, lejyonerlerin komutanı ile yaptığı anlaşma sonucu bir ara geçitte kimsenin görmediği o yerde 28 yaşında öldürüldü. 

Ne diyeyim şimdi bu kadar bilgiden sonra; Kendin ettin kendin ettin buldun mu? Kader kurbanı oldun mu?

Yorum sizin!

Kahve Demleme Yöntemlerine Göre Çekirdek Seçimi Nasıl Yapılır?

Var Mı Benden Delisi?